Her şey 1998 yılında başladı.Amaç menopozda östrojen ve progesteron eksikliğinin yaptığı kemik erimelerini, Alzheimer ve kalp hastalıkları riskini azaltmaktı.
40 merkez 27.327 kadının çalışmaya dahil edildiği 8,5 yıl sürmesi planlanan WHI çalışması idi. Çalışma meme kanserinde %26, felçte %41, derin ven trombozunda %111, kalp hastalığında % 29 artış yapmasından dolayı 5 yılın sonunda sonlandırıldı. Bu çalışma sonuçları medyanın önünde ‘Hormonlar kanser yapıyor’ mesajı ile dramatik bir şekilde duyuruldu.
Dehşete düştük. Uzun yıllar dilimize hormon kelimesini almadık. 2014 yılında ise Climacteric dergisinde ‘WHI çalışmasının abartılı yorumlanması, kadınları ve tıp dünyasını hormon replasmanının riskli olduğuna inandırarak menopoz dönemindeki kadınların sağlığına zarar vermiştir’ denmiştir.
Hormonsuz geçen bu yıllar boyunca kemik erimesine bağlı kırıklar, kalp hastalıkları, Alzheimer sıklığı, depresyon, metabolik hastalıklar sıklığı çok artmıştır.
Bu çalışmada verilen hormonlar tüm bu zararlara yol açıyorsa, nasıl oluyor da bir kadının doğurganlık dönemi boyunca kendi üretimi olan çok daha yüksek hormonlar bu zararlara yol açmıyor. Ya da gebelikte onlarca kat artan hormonlar meme kanserinden korurken bu çalışmadaki hormonlar meme kanseri riskinde artış yapıyor. Sebep ‘her ikisi de aynı hormon değil.’
WHİ çalışmasında sentetik hormonlar, ağız yolundan kullanılmış, 40 yaşında da hastaya, 78 yaşında da hastaya aynı dozda, aynı yolla hormon kullanılmış. Sentetik denilen bu hormonlar kadınların yumurtalıklarında üretilen, sonra kana geçerek hücrenin DNA sına doğru mesajı veren doğal hormonların patenti alınmış taklitleri idi.Bu taklit hormonlar hamile at idrarından elde edilen konjuge equine östrojenler ve progesteron ise medroksiprogesteron asetat denilen sentetik hormonlardı. Peki doğalı dururken neden bunlar tercih edildi. Doğalın patentini alamazsınız. Patent demek yeni bir icat yapmaktır. Patenti alınan bu sentetikler mesaj vereceği hücre reseptörüne tam oturmadığından vereceği mesaj da beklenenden farklı oldu. İnsanoğlunun var olduğu tarih boyunca değişmeyen hücre yapımız ve reseptörlerimiz (alıcılarımız) bu sentetik hormonlara verdiği cevap da istenmeyen şekilde olmuştur. Üstelik bu hormonların ağız yoluyla kullanılması karaciğerde pıhtılaşma faktörlerini aktive etmiş ve pıhtı oluşması, emboli, felç, kalp krizleri komplikasyonlarına yol açmıştır.
Üstelik bu çalışmada sentetik hormonların kanda ölçülememesi diğer bir sorundur. Bugün hipotiroidi için verilen tiroid hapı kanda ölçülebilir çünkü moleküler yapısı birebir doğal tiroid hormonunun aynısıdır. Halbuki kendi üretimimiz olan östrojenler kanda ölçülebilir.
Kanda ölçümü yapılabilen biyoeşdeğer doğal hormonların ciltten kullanımı ile kalp, damar, pıhtılaşma riskleri çok daha güvenli bulunmuştur. Dünya Menopoz Cemiyetinin önerisi menopoza bağlı Alzheimer, osteoporoz, libido kaybı, depresyona karşı ciltten uygulanan biyoeşdeğer hormon ve vaginal mikronize progesteron tedavisidir.